2000'li yılların hemen başlarında başlayan, küresel anlamda insanların mutsuzlaşmaya başlamasının bir çok sebebi ortaya atıldı. Bu sebeplerin çok büyük çoğunluğu aslında bizlerin nankörleştiğinden, gelişen teknoloji ile herşeyin elimizin altında olmasının verdiği doyumsuzluk ile yaptığımız nankörlüklere bağlanıp durdu.
Ben olaya farklı ve başka bir açıdan bakacağım. Eğer söz konusu tezler doğru olsa idi dünya üzerinde şu an neredeyse nankör olmayan ve elindekinin kıymetini bilen bir insan bulunamıyor demek olacaktı. Oysa bunu savunmak bir çok kişinin yanında ilk başta kendimize haksızlık etmek olacaktır.
Bu psikolojinin asıl sebebi gelişen teknoloji ile herşeye çabuk ulaşmamız ve sahip olmamız değil, bu teknolojinin kötüye kullanılması ve bizleri insan yapan özelliklerden uzaklaştırılmaya zorlanmamızdır.
Peki nedir bu zorla bizi insani özelliklerden uzaklaştıran şeyler? Bunların en önemlisini sizlere anlatmaya çalışacağım.
Gelişen teknoloji insanlara hayatı kolaylaştıracağı yerde neden zorlaştırıyor? Çünkü artık 5 kişinin yapabildiği alet, makina, programlar ve bilgisayarlar olmasına rağmen 1 kişiden 10 kişinin işini bitirmesini istiyorlar, bunun için ise daha fazla saatlerde çalışmak, daha fazla baskı altında çalışmak gerekiyor. Bu ise şu demek: Daha çok çalışmak = Daha az dinlenme, daha az uyku, daha az sosyal hayat, kendine ve ailene çok daha az vakit ayırma = daha fazla stress, daha fazla gerginlik, daha fazla MUTSUZLUK.
Bunun nankörlüğü nerede? Ya da bunu bana nankörlük ile nasıl izah edebilirsiniz. Olaylara derinlemesine bakmadığımız sürece gayet basit görünmektedir, ne var ki 1-2 saat fazla çalışılsa, diye görebiliriz ancak söz konusu durum 1 gün, 1 hafta, 1 ay için değil ÖMÜR BOYU hale gelmiş durumda. İlk başta sorgulamamız gereken budur, peki ne yapabiliriz ki bu 1-2 saatte diyecek olanlar da olacaktır. Bunun cevabını kendilerine bırakıyorum eğer boş değil de yoğun bir tempo ile yaşayan bir bireyseniz size her gün fazladan 1 saat verelim dediğimde yüzünüzde oluşabilecek tebessümü hayal edebiliyorum.
Tabii tüm bu tespitlerin yanında bunun çözümü ne olacak peki diyenler de vardır. Günümüz şartlarına tek başına çözüm bulabilme olanağı ütopyadan öteye geçemez belki. Ama en azından daha iyi şartlarda çalışma imkanları aramak ve bu hususlarda biraz direnmek için belki bir miktar da olsa cesaret verebilmişimdir. Ama asıl önemlisi en büyük küresel yalana inanmamanızı sağlayabildilysem o olmuştur. Sen, ben, biz; nankör değiliz, İNSANIZ arkadaşımızı facebook, twiter'dan değil yüzyüze görmek isteriz ara sıra da olsa, kucaklamak isteriz, dertleşmek isteriz. Yanında oooof çekmek isteriz bir sevdiğimizin neyin var diye sorması için yoksa MSN Nick'imize yazmak istemeyiz özümüzde. Biraz daha fazla oturmak isteriz akşam yemeği sofrasında ailece, birlikte vakit geçirebilmek için.
Biz İNSANIZ çünkü, makine değil, o yapılan makineleri kullanmak için biz varız, makineleşmek için değil. Bunu unutmayalım, NANKÖR değiliz İNSANIZ, anlamayanlara da anlatmaya çalışalım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder